görünüş

مَظْهَر — مَظَاهِر

كَانَ لَدَيْهَا مَظْهَرٌ أَنِيقٌ لِلْغَايَةِ بِفُسْتَانِهَا الْجَدِيدِ.

Yeni elbisesiyle çok şık bir görünüşe sahipti.

مَنْظَر — مَنَاظِر

كَانَ هُنَاكَ مَنْظَرٌ رَائِعٌ لِلْبَحْرِ مِنْ غُرْفَةِ الْفُنْدُقِ الْخَاصَّةِ بِنَا.

Otel odamızdan harika bir deniz görünüşü vardı.

قَدْ تَكُونُ هَيْئَتُهُ الْخَارِجِيَّةُ خَادِعَةً، فَهُوَ فِي الْوَاقِعِ شَخْصٌ ذَكِيٌّ لِلْغَايَةِ.

Dış görünüşü aldatıcı olabilir, aslında çok zeki bir insan.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler