gözdağı

شَجَّعَ المُدِيرُ المُوَظَّفِينَ الَّذِينَ لَمْ يَقُومُوا بِعَمَلِهِمْ بِشَكْلٍ صَحِيحٍ عَلَى العَمَلِ بِجِدِّيَّةٍ أَكْبَرَ مِنْ خِلَالِ التَّهْدِيدِ.

Patron, işini düzgün yapmayan çalışanlara gözdağı vererek onları daha çok çalışmaya teşvik etti.

وَجَّهَ الْمُعَلِّمُ إِنْذَارًا لِلطُّلَّابِ الْمُشَاغِبِينَ وَحَذَّرَهُمْ.

Öğretmen, yaramazlık yapan öğrencilere gözdağı vererek onları uyardı.

لَا يَتَرَدَّدُ بَعْضُ السِّيَاسِيِّينَ فِي اسْتِخْدَامِ أَسَالِيبِ التَّخْوِيفِ لِتَرْهِيبِ الجُمْهُورِ.

Bazı politikacılar, halkı sindirmek için gözdağı yöntemlerini kullanmaktan çekinmiyorlar.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler