gözsüz

كَانَ رَجُلٌ أَعْمَى يَسِيرُ فِي الشَّارِعِ بِمُسَاعَدَةِ عَصًا.

Gözsüz bir adam, baston yardımıyla caddede yürüyordu.

يُوَجِّهُ الْأَشْخَاصُ فَاقِدُو الْبَصَرِ حَيَاتَهُمْ بِحَوَاسِّهِمُ الْمُخْتَلِفَةِ.

Gözsüz insanlar, hayatlarını farklı duyularıyla yönlendirirler.

تَطَوَّرَتْ بَعْضُ الْكَائِنَاتِ الْبَحْرِيَّةِ بِلَا عُيُونٍ.

Bazı deniz canlıları gözsüz olarak evrimleşmiştir.

İlişkili Kelimeler