hafiften

كَانَتِ الرِّيَاحُ تَهُبُّ بِشَكْلٍ خَفِيفٍ، وَكَانَ الطَّقْسُ جَمِيلًا لِلْغَايَةِ.

Rüzgar hafiften esiyordu, hava çok güzeldi.

بَدَأَ الْمَطَرُ قَلِيلًا، فَأَخَذْتُ مِظَلَّتِي مَعِي.

Hafiften yağmur başladı, şemsiyemi yanıma aldım.

بَدَأَ يَتَعَافَى تَدْرِيجِيًّا، وَالْأَطِبَّاءُ سُعَدَاءُ لِلْغَايَةِ.

Hafiften iyileşmeye başladı, doktorlar çok memnun.

İlişkili Kelimeler