نَقَشَ الْفَنَّانُ أَنْمَاطًا مُعَقَّدَةً عَلَى الْخَشَبِ.
Sanatçı tahtaya karmaşık desenler hakketti.
نَقَشَ الْفَنَّانُ أَنْمَاطًا مُعَقَّدَةً عَلَى الْخَشَبِ.
Sanatçı tahtaya karmaşık desenler hakketti.
حَفَرَ الْفَنَّانُ اسْمَهُ عَلَى الْخَشَبِ.
Sanatçı adını ahşaba hakketti.
نَحَتَ الْفَنَّانُ تِمْثَالًا صَغِيرًا مِنَ الْحَجَرِ.
Sanatçı taştan küçük bir heykel oydu.