hasar

ضَرَر — أَضْرَار

لَحِقَتْ أَضْرَارٌ جَسِيمَةٌ بِالْمَبَانِي فِي الزِّلْزَالِ.

Depremde binalarda büyük hasar meydana geldi.

كَسَرَ الْوَلَدُ زُجَاجَ نَافِذَةِ الْمَطْبَخِ، وَدَفَعَ أَبُوهُ ثَمَنَ التَّلَفِ لِلْجَارِ.

Çocuk mutfak penceresinin camını kırdı ve babası hasarın bedelini komşuya ödedi.

خَسَارَة — خَسَائِر

تَسَبَّبَ الْحَرِيقُ فِي خَسَارَةٍ كَبِيرَةٍ لِلشَّرِكَةِ.

Yangın, şirketin büyük bir hasara uğramasına neden oldu.

İlişkili Kelimeler