hayıflanmak

بَدَلًا مِنَ التَّأَسُّفِ عَلَى أَنَّنِي أَتَمَنَّى لَوْ أَنَّنِي عَمِلْتُ بِجِدِّيَّةٍ أَكْبَرَ، يَجِبُ أَنْ نَعْمَلَ بِجِدِّيَّةٍ أَكْبَرَ الْآنَ.

Keşke daha çok çalışsaydım diye hayıflanmak yerine, şimdi daha çok çalışmalıyız.

بَدَلًا مِنَ التَّحَسُّرِ عَلَى الْأَخْطَاءِ الَّتِي ارْتُكِبَتْ فِي الْمَاضِي، يَجِبُ أَنْ نُرَكِّزَ عَلَى الْمُسْتَقْبَلِ.

Geçmişte yapılan hatalar için hayıflanmak yerine, geleceğe odaklanmalıyız.

غَالِبًا مَا يَنْدَمُ الْمَرْءُ عَلَى الْأَشْيَاءِ الَّتِي لَمْ يَفْعَلْهَا أَكْثَرَ.

İnsan, yapmadığı şeyler için daha çok hayıflanır.

İlişkili Kelimeler