hikâyelemek

رَوَى الْكَاتِبُ حَيَاةَ الْبَطَلِ بِالتَّفْصِيلِ فِي رِوَايَتِهِ.

Yazar, romanında kahramanın hayatını detaylı bir şekilde hikâyeledi.

حَكَى جَدِّي الْعَدِيدَ مِنَ الْأَحْدَاثِ الْمُثِيرَةِ لِلِاهْتِمَامِ الَّتِي تَعُودُ إِلَى طُفُولَتِهِ.

Dedem, çocukluğuna ait birçok ilginç olayı hikâyeledi.

سَرَدَ الْمُقَدِّمُ قِصَصَ نَجَاحِ الضُّيُوفِ فِي الْبَرْنَامَجِ.

Sunucu, programda konukların başarı hikayelerini hikâyeledi.

İlişkili Kelimeler