تسبب هذا الوضع في إثارة الشك لدى الجميع، ولم يفهم أحد ما حدث.
Bu durum, herkeste bir huylandırmaya neden oldu, kimse ne olduğunu anlamadı.
تسبب هذا الوضع في إثارة الشك لدى الجميع، ولم يفهم أحد ما حدث.
Bu durum, herkeste bir huylandırmaya neden oldu, kimse ne olduğunu anlamadı.
تسببت كلماته في إثارة القلق في الاجتماع.
Söylediği sözler, toplantıda bir huylandırmaya yol açtı.
تسببت تصرفاته في إثارة الريبة لدى من حوله.
Davranışları, çevresindekilerde bir huylandırmaya sebep oldu.