كَانَ يَعْرِفُ فِي قَرَارَةِ نَفْسِهِ أَنَّ هَذَا الْعَمَلَ سَيَفْشَلُ.
O, içten içe bu işin başarısız olacağını biliyordu.
كَانَ يَعْرِفُ فِي قَرَارَةِ نَفْسِهِ أَنَّ هَذَا الْعَمَلَ سَيَفْشَلُ.
O, içten içe bu işin başarısız olacağını biliyordu.
كَانَ يَغَارُ مِنْهُ سِرًّا لَكِنَّهُ لَمْ يُظْهِرْ ذَلِكَ.
İçten içe onu kıskanıyordu ama belli etmiyordu.