ikilem

كَانَ الشَّابُّ الَّذِي يَجِدُ صُعُوبَةً فِي اتِّخَاذِ الْقَرَارِ فِي مُعْضِلَةٍ كَبِيرَةٍ.

Karar vermekte zorlanan genç adam, büyük bir ikilem içindeydi.

مَأْزِق — مَآزِق

أَدَّتِ الْأَزْمَةُ الِاقْتِصَادِيَّةُ إِلَى وَضْعِ الْحُكُومَةِ فِي مَأْزِقٍ صَعْبٍ.

Ekonomik kriz, hükümeti zorlu bir ikileme sürükledi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler