أُصِبْتُ بِشِدَّةٍ لِأَنَّ رُكْبَتِي الْتَوَتْ، وَأَجِدُ صُعُوبَةً فِي المَشْيِ.
Dizim burkulduğu için çok fena incindim ve yürümekte zorlanıyorum.
أُصِبْتُ بِشِدَّةٍ لِأَنَّ رُكْبَتِي الْتَوَتْ، وَأَجِدُ صُعُوبَةً فِي المَشْيِ.
Dizim burkulduğu için çok fena incindim ve yürümekte zorlanıyorum.
يَتَأَذَّى مِنْ أَقَلِّ انْتِقَادٍ لِأَنَّهُ ذُو طَبِيعَةٍ حَسَّاسَةٍ.
Hassas bir yapısı olduğu için en ufak bir eleştiriden bile inciniyor.
انْجَرَحَ شُعُورُهَا عِنْدَمَا لَمْ تُدْعَ إِلَى الْحَفْلَةِ.
Partiye davet edilmeyince incindi.