غَيْمَةٌ سَوْدَاءُ — غيوم سوداء
كَانَتِ الْغُيُومُ السَّوْدَاءُ الَّتِي ظَهَرَتْ فِي السَّمَاءِ نَذِيرًا بِعَاصِفَةٍ قَادِمَةٍ.
Gökyüzünde beliren karabulutlar, yaklaşan bir fırtınanın habercisiydi.
كَانَتِ الْغُيُومُ السَّوْدَاءُ الَّتِي ظَهَرَتْ فِي السَّمَاءِ نَذِيرًا بِعَاصِفَةٍ قَادِمَةٍ.
Gökyüzünde beliren karabulutlar, yaklaşan bir fırtınanın habercisiydi.
لَا تَزَالُ نُذُرُ الشُّؤْمِ تُخَيِّمُ عَلَى الشَّرِكَةِ، وَتَأْتِي الْأَخْبَارُ السَّيِّئَةُ بِاسْتِمْرَارٍ.
Şirketin üzerindeki karabulutlar bir türlü dağılmıyor, sürekli kötü haberler geliyor.