kavis

قَوْس — أَقْوَاس

يَبْدُو قَوْسُ الْجِسْرِ مُثِيرًا لِلْإِعْجَابِ لِلْغَايَةِ.

Köprünün kavisi çok etkileyici görünüyor.

قَدْ يَكُونُ مُنْحَنَى الطَّرِيقِ خَطِيرًا عَلَى السَّائِقِينَ.

Yolun kavisi sürücüler için tehlikeli olabilir.

تَقَوُّس — تقوسات

التَّقَوُّسُ فِي ظَهْرِهِ نَاتِجٌ عَنْ خَلَلٍ فِي الْمَوْقِفِ.

Sırtındaki kavis duruş bozukluğundan kaynaklanıyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler