kayıkçı

نَقَلَ الْمَلَّاحُ ذُو الْخِبْرَةِ الرُّكَّابَ بِأَمَانٍ إِلَى الشَّاطِئِ الْآخَرِ، وَكَانَ الْجَمِيعُ سُعَدَاءَ لِلْغَايَةِ.

Deneyimli kayıkçı, yolcuları güvenli bir şekilde karşı kıyıya taşıdı, herkes çok memnun kaldı.

صَاحِبُ قَارِبٍ — أصحاب قوارب

عَرَضَ صَاحِبُ الْقَارِبِ عَلَى السُّيَّاحِ جَوْلَةً فِي الْبُحَيْرَةِ وَشَرَحَ لَهُمْ جَمَالَ الْمِنْطَقَةِ.

Kayıkçı, turistlere gölde bir tur teklif etti ve onlara bölgenin güzelliklerini anlattı.

قَائِدُ زَوْرَقٍ — قادة زوارق

حَذَّرَ قَائِدُ الزَّوْرَقِ الْجَمِيعَ عِنْدَمَا اقْتَرَبَتِ الْعَاصِفَةُ وَتَأَكَّدَ مِنْ أَنَّهُمْ لَجَأُوا إِلَى مَكَانٍ آمِنٍ.

Kayıkçı, fırtına yaklaşırken herkesi uyardı ve güvenli bir yere sığınmalarını sağladı.

İlişkili Kelimeler