انْفَتَحَ الْبَابُ مِنْ تِلْقَاءِ نَفْسِهِ، لَقَدْ تَفَاجَأْنَا جَمِيعًا.
Kapı kendi kendine açıldı, hepimiz çok şaşırdık.
انْفَتَحَ الْبَابُ مِنْ تِلْقَاءِ نَفْسِهِ، لَقَدْ تَفَاجَأْنَا جَمِيعًا.
Kapı kendi kendine açıldı, hepimiz çok şaşırdık.
كَانَ الطِّفْلُ يَلْعَبُ بِمُفْرَدِهِ، لَمْ يَكُنْ بِحَاجَةٍ إِلَى أَحَدٍ.
Çocuk kendi kendine oyun oynuyordu, kimseye ihtiyacı yoktu.
كَانَ الرَّجُلُ يُحَدِّثُ نَفْسَهُ، لَمْ يَفْهَمْهُ أَحَدٌ.
Adam kendi kendine konuşuyordu, kimse onu anlamıyordu.
بِنَفْسِه