koyulmak

تَمَّ وَضْعُ الْمَزْهَرِيَّةِ بِعِنَايَةٍ عَلَى الطَّاوِلَةِ.

Vazo masanın üzerine dikkatlice koyuldu.

جَمَعْتُ شَجَاعَتِي لِلِانْخِرَاطِ فِي وَظِيفَةٍ جَدِيدَةٍ.

Yeni bir işe koyulmak için cesaret topladım.

أُرِيدُ أَنْ أَبْدَأَ الْعَمَلَ عَلَى الْفَوْرِ.

Hemen çalışmaya koyulmak istiyorum.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler