لَطَّخَ الطِّفْلُ قَمِيصَهُ الْجَدِيدَ بِالشُّوكُولَاتَةِ.
Çocuk, yeni tişörtünü çikolata ile lekeledi.
لَطَّخَ الطِّفْلُ قَمِيصَهُ الْجَدِيدَ بِالشُّوكُولَاتَةِ.
Çocuk, yeni tişörtünü çikolata ile lekeledi.
بَقَّعَ الْمَطَرُ زُجَاجَ السَّيَّارَةِ بِالطِّينِ.
Yağmur, arabanın camını çamurla lekeledi.
نَشَرَ أَخْبَاراً كَاذِبَةً لِتَشْوِيهِ سُمْعَةِ مُنَافِسِهِ.
Rakibinin itibarını lekelemek için yalan haberler yaydı.
دَنَّسَ، وَصَمَ، لَوَّثَ، أَنْجَسَ، ثَلَبَ