الزَّعِيمُ الْمُسْتَبِدُّ يَتَجَاهَلُ حُقُوقَ الشَّعْبِ وَيُفَكِّرُ فِي مَصَالِحِهِ الْخَاصَّةِ.
Müstebit bir lider, halkın haklarını hiçe sayarak kendi çıkarlarını düşünür.
الزَّعِيمُ الْمُسْتَبِدُّ يَتَجَاهَلُ حُقُوقَ الشَّعْبِ وَيُفَكِّرُ فِي مَصَالِحِهِ الْخَاصَّةِ.
Müstebit bir lider, halkın haklarını hiçe sayarak kendi çıkarlarını düşünür.
الْمَلِكُ الظَّالِمُ يَسْحَقُ شَعْبَهُ بِضَرَائِبَ بَاهِظَةٍ وَلَا يَهْتَمُّ بِرَفَاهِيَتِهِمْ.
Müstebit bir kral, halkını ağır vergilerle ezer ve onların refahını umursamaz.
حَكَمَ الطَّاغِيَةُ الْبِلَادَ بِالْحَدِيدِ وَالنَّارِ.
Müstebit, ülkeyi demir ve ateşle yönetti.
Ayrıca: طَاغٍ، مُتَسَلِّط