menfaattar

هُنَاكَ الْعَدِيدُ مِنَ الْأَشْخَاصِ الْمُسْتَفِيدِينَ مِنْ هَذَا الْمَشْرُوعِ، لِأَنَّهُ يَخْلُقُ فُرَصَ عَمَلٍ.

Bu projeden menfaattar olan birçok insan var, çünkü iş imkanları yaratıyor.

تَمَّتْ دَعْوَةُ جَمِيعِ الْأَطْرَافِ أَصْحَابِ الْمَصْلَحَةِ إِلَى الِاجْتِمَاعِ، حَتَّى يُمْكِنَ الْحُصُولُ عَلَى آرَاءِ الْجَمِيعِ.

Menfaattar tarafların tümü toplantıya davet edildi, böylece herkesin görüşü alınabilecekti.

İlişkili Kelimeler