التَّحَدُّثُ مَعَهُ غَيْرُ مُثْمِرٍ لِأَنَّهُ لَا يَفْهَمُ أَيَّ شَيْءٍ.
Onunla konuşmak neticesiz, çünkü hiçbir şeyi anlamıyor.
التَّحَدُّثُ مَعَهُ غَيْرُ مُثْمِرٍ لِأَنَّهُ لَا يَفْهَمُ أَيَّ شَيْءٍ.
Onunla konuşmak neticesiz, çünkü hiçbir şeyi anlamıyor.
بَقِيَتْ هَذِهِ الْجُهُودُ بِلَا جَدْوَى، لَمْ نَتَمَكَّنْ مِنَ الْحُصُولِ عَلَى أَيِّ نَتِيجَةٍ.
Bu çabalar neticesiz kaldı, hiçbir sonuç alamadık.
بَقِيَتْ عَمَلِيَّاتُ الْبَحْثِ دُونَ نَتِيجَةٍ، لَمْ نَتَمَكَّنْ مِنَ الْعُثُورِ عَلَيْهِ.
Aramalarımız neticesiz kaldı, onu bulamadık.