nurlu

كَانَ لَدَيْهِ وَجْهٌ نُورَانِيٌّ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ أَثَّرَ عَلَى الْجَمِيعِ.

O kadar nurlu bir yüzü vardı ki, herkesi etkiliyordu.

كَانَ الْجَوُّ الْمُضِيءُ فِي الْمَسْجِدِ يَمْلَأُ الْإِنْسَانَ بِالسَّلَامِ.

Caminin nurlu atmosferi, insanı huzurla dolduruyordu.

يَجِبُ أَنْ نَنْظُرَ دَائِمًا إِلَى مُسْتَقْبَلٍ مُشْرِقٍ بِأَمَلٍ.

Nurlu bir geleceğe umutla bakmalıyız her zaman.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler