okluk

جَعْبَة — جِعَاب

وَضَعَ الرَّامِي السِّهَامَ فِي جَعْبَتِهِ بَعْدَ الِانْتِهَاءِ مِنَ التَّدْرِيبِ عَلَى الرِّمَايَةِ

Okçu, okçuluk eğitimini bitirdikten sonra okları okluğuna yerleştirdi.

فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ الرُّمَاةُ يَحْمِلُونَ سِهَامَهُمْ فِي جُعَبِ سِهَامِهِمْ.

Eski zamanlarda okçular, oklarını okluklarında taşırlardı.

حَافِظَةُ السِّهَامِ هِيَ أَدَاةٌ عَمَلِيَّةٌ تُسْتَخْدَمُ لِحَمْلِ وَحِمَايَةِ السِّهَامِ.

Okluk, okları taşımak ve korumak için kullanılan pratik bir araçtır.

İlişkili Kelimeler