onamak

صَدَّقَ الْمُدِيرُ عَلَى الْمَشْرُوعِ وَبَدَأَتِ الْأَعْمَالُ.

Müdür, projeyi onadı ve çalışmalar başladı.

وَافَقَتِ الشَّرِكَةُ عَلَى الِاتِّفَاقِيَّةِ الْجَدِيدَةِ.

Şirket, yeni anlaşmayı onadı.

أَقَرَّ الْمَجْلِسُ الْقَانُونَ.

Meclis, yasayı onadı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler