sürücü

أَوْصَلَ سَائِقُ الْحَافِلَةِ الرُّكَّابَ بِأَمَانٍ إِلَى وِجْهَتِهِمْ.

Otobüs sürücüsü, yolcuları güvenli bir şekilde gidecekleri yere götürdü.

السَّوَّاقُ يَنْتَظِرُ الرُّكَّابَ أَمَامَ الْفُنْدُقِ.

Sürücü, otelin önünde yolcuları bekliyor.

قَائِدُ السَّيَّارَةِ رَبَطَ حِزَامَ الْأَمَانِ.

Aracın sürücüsü emniyet kemerini taktı.

İlişkili Kelimeler