saçmak

نَثَرَ الْأَطْفَالُ الْعَلَفَ لِلطُّيُورِ فِي الْحَدِيقَةِ.

Çocuklar bahçede kuşlara yem saçtı.

تَبُثُّ مَحَطَّةُ الرَّادْيُو الْمُوسِيقَى طَوَالَ الْيَوْمِ.

Radyo istasyonu tüm gün müzik saçıyor.

إِنَّهُ يُشِيعُ أَخْبَارًا كَاذِبَةً فِي كُلِّ مَكَانٍ.

O, her yerde yalan haberler saçıyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler