sadaklı

أَطْلَقَ مُحَارِبٌ ذُو كِنَانَةٍ سِهَامَهُ نَحْوَ الْهَدَفِ.

Sadaklı bir savaşçı, oklarını hedefe doğru gönderdi.

كَانَ الْجُنُودُ الَّذِينَ يَحْمِلُونَ جَعْبَةَ سِهَامٍ يَنْتَظِرُونَ عَلَى أُهْبَةِ الِاسْتِعْدَادِ فِي سَاحَةِ الْمَعْرَكَةِ.

Sadaklı askerler, savaş alanında hazır bekliyorlardı.

İlişkili Kelimeler