يَتَحَدَّثُ كَأَنَّهُ يَعْرِفُ كُلَّ شَيْءٍ، لَكِنَّهُ فِي الْوَاقِعِ لَا يَعْرِفُ شَيْئًا.
Sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor, ama aslında hiçbir şey bilmiyor.
يَتَحَدَّثُ كَأَنَّهُ يَعْرِفُ كُلَّ شَيْءٍ، لَكِنَّهُ فِي الْوَاقِعِ لَا يَعْرِفُ شَيْئًا.
Sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor, ama aslında hiçbir şey bilmiyor.
يَتَكَلَّمُ مَعَ الْجَمِيعِ كَأَنَّمَا هُوَ مُدِيرُ الشَّرِكَةِ، مَعَ أَنَّهُ مُوَظَّفٌ جَدِيدٌ.
Yeni bir çalışan olduğu halde herkesle sanki şirketin müdürüymüş gibi konuşuyor.
كَانَتْ تَنْظُرُ إِلَيَّ كَمَا لَوْ أَنَّهَا لَا تَعْرِفُنِي، مَعَ أَنَّنَا نَسْكُنُ فِي نَفْسِ الشَّارِعِ.
Aynı sokakta oturmamıza rağmen bana sanki beni tanımıyormuş gibi bakıyordu.
كَأَنَّهُ، وَكَأَنَّ