serpili

بَدَتِ الزُّهُورُ فِي الْحَدِيقَةِ أَكْثَرَ حَيَوِيَّةً بِقَطَرَاتِ الْمَاءِ الْمَرْشُوشَةِ عَلَيْهَا.

Bahçedeki çiçekler, üzerine serpili su damlalarıyla daha canlı görünüyordu.

خَلَقَتِ الْأَلْعَابُ الْمُبَعْثَرَةُ فِي الْغُرْفَةِ مَظْهَرًا فَوْضَوِيًّا.

Odaya serpili oyuncaklar, dağınık bir görüntü oluşturuyordu.

İlişkili Kelimeler