sim

أَضَافَ الْفَنَّانُ بَعْضَ الْبَرِيقِ إِلَى لَوْحَتِهِ.

Sanatçı, tablosuna biraz sim ekledi.

كَانَتِ الْخُيُوطُ اللَّامِعَةُ عَلَى الْفُسْتَانِ تَلْمَعُ فِي الضَّوْءِ.

Elbisenin üzerindeki simler, ışıkta parlıyordu.

طَرَّزَتْ جَدَّتِي الْوِسَادَةَ الْبَيْضَاءَ بِخُيُوطٍ فِضِّيَّةٍ لَامِعَةٍ.

Büyükannem beyaz yastığı parlak simle işledi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler