ذَنْب — ذُنُوب
كَانَ يَشْعُرُ بِذَنْبٍ كَبِيرٍ بِسَبَبِ الْخَطَأِ الَّذِي ارْتَكَبَهُ.
Yaptığı hatadan dolayı büyük bir suçluluk duyuyordu.
كَانَ يَشْعُرُ بِذَنْبٍ كَبِيرٍ بِسَبَبِ الْخَطَأِ الَّذِي ارْتَكَبَهُ.
Yaptığı hatadan dolayı büyük bir suçluluk duyuyordu.
شُعُورُ الْإِثْمِ لَا يَتْرُكُ ضَمِيرَ الْإِنْسَانِ مُرْتَاحًا.
Suçluluk duygusu, insanın vicdanını rahat bırakmaz.
إِدَانَة