tırıl

أَنْفَقَ كُلَّ مَالِهِ وَأَصْبَحَ مُفْلِسًا.

Bütün parasını harcadı ve tırıl oldu.

بَعْدَ لَعِبِ الْقِمَارِ، أَصْبَحَ مُفْلِساً وَاضْطُرَّ إِلَى الْعَوْدَةِ إِلَى الْمَنْزِلِ سَيْراً عَلَى الْأَقْدَامِ.

Kumar oynadıktan sonra tırıl kaldı ve eve yürüyerek dönmek zorunda kaldı.

بَعْدَ الْحَرْبِ، أَصْبَحَ الْعَدِيدُ مِنَ النَّاسِ فُقَرَاءَ مُدْقِعِينَ وَأَصْبَحُوا بِحَاجَةٍ إِلَى الْمُسَاعَدَةِ.

Savaş sonrası birçok insan tırıl kaldı ve yardıma muhtaç hale geldi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler