taşlı

هَذَا الطَّرِيقُ الْحَجَرِيُّ يَجْعَلُ الْمَشْيَ صَعْبًا.

Bu taşlı yol, yürüyüş yapmayı zorlaştırıyor.

عَادَةً مَا يَتِمُّ ارْتِدَاءُ خَاتَمٍ مُرَصَّعٍ بِالْأَحْجَارِ فِي الْمُنَاسَبَاتِ الْخَاصَّةِ.

Taşlı bir yüzük, genellikle özel günlerde takılır.

الْحُقُولُ الْمَلِيئَةُ بِالْحَصَى لَيْسَتْ مُنَاسِبَةً لِلزِّرَاعَةِ.

Taşlı tarlalar, tarım için uygun değildir.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler