قَامَ الْجَيْشُ بِتَقْوِيَةِ مَوَاقِعِهِ عَلَى الْحُدُودِ.
Ordu, sınırdaki mevzilerini tahkim etti.
قَامَ الْجَيْشُ بِتَقْوِيَةِ مَوَاقِعِهِ عَلَى الْحُدُودِ.
Ordu, sınırdaki mevzilerini tahkim etti.
تَسْتَثْمِرُ الْحُكُومَةُ اسْتِثْمَارَاتٍ جَدِيدَةً لِتَعْزِيزِ أَنْظِمَةِ الدِّفَاعِ.
Hükümet, savunma sistemlerini tahkim etmek için yeni yatırımlar yapıyor.
وَطَّدَتِ الاِتِّفَاقِيَّةُ الجَدِيدَةُ العَلَاقَاتِ بَيْنَ البَلَدَيْنِ.
Yeni anlaşma, iki ülke arasındaki ilişkileri tahkim etti.