tahrik

تَسَبَّبَ هَذَا الْفِيلْمُ فِي إِثَارَةٍ كَبِيرَةٍ فِي الْمُجْتَمَعِ.

Bu film, toplumda büyük bir tahrike neden oldu.

اتُّهِمَ الخَطِيبُ بِتَحْرِيضِ الجَمَاهِيرِ.

Konuşmacı, kalabalığı tahrik etmekle suçlandı.

يُمْكِنُ لِلْمُوسِيقَى أَنْ تَخْلُقَ تَحْفِيزًا عَاطِفِيًّا.

Müzik, duygusal bir tahrik yaratabilir.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler