tatlanmak

بَدَأَ التُّفَّاحُ يَتَحَلَّى أَكْثَرَ مَعَ بُرُودَةِ الطَّقْسِ.

Hava soğudukça elmalar daha da tatlanmaya başladı.

تُصْبِحُ هَذِهِ الْفَاكِهَةُ أَحْلَى كُلَّمَا بَقِيَتْ فِي الشَّمْسِ.

Bu meyve güneşte bekledikçe daha da tatlanıyor.

İlişkili Kelimeler