tebessüm

ظَهَرَتِ ابْتِسَامَةٌ لَطِيفَةٌ عَلَى وَجْهِهِ.

Yüzünde tatlı bir tebessüm belirdi.

تَبَسُّمُ الْأَطْفَالِ يُعْطِي الْأَمَلَ لِلْعَالَمِ.

Çocukların tebessümü, dünyaya umut verir.

ازْدَادَ بَرِيقُ عَيْنَيْهِ مَعَ بَسْمَتِهِ.

Gözlerindeki ışıltı, tebessümüyle daha da arttı.

İlişkili Kelimeler