turuncumsu

عِنْدَمَا غَرَبَتِ الشَّمْسُ، تَحَوَّلَتِ السَّمَاءُ إِلَى لَوْنٍ بُرْتُقَالِيٍّ فَاتِحٍ، وَكَانَ ذَلِكَ مُثِيرًا لِلْإِعْجَابِ لِلْغَايَةِ.

Güneş batarken gökyüzü turuncumsu bir renge büründü, çok etkileyiciydi.

حَضَرَتِ الْحَفْلَةَ وَهِيَ تَرْتَدِي فُسْتَانًا يَمِيلُ إِلَى الْبُرْتُقَالِيِّ، وَبَدَتْ مُفْعَمَةً بِالْحَيَوِيَّةِ.

Turuncumsu bir elbise giyerek partiye katıldı, çok enerjik görünüyordu.

İlişkili Kelimeler