uzlaşmak

اجْتَمَعَ الطَّرَفَانِ أَخِيرًا لِلتَّصَالُحِ بَعْدَ نِزَاعٍ طَوِيلِ الْأَمَدِ.

Taraflar sonunda uzun süren bir anlaşmazlıktan sonra uzlaşmak için bir araya geldiler.

بَدَأَتِ النِّقَابَةُ وَصَاحِبُ الْعَمَلِ مُفَاوَضَاتٍ لِلِاتِّفَاقِ عَلَى عَقْدٍ جَدِيدٍ.

Sendika ve işveren, yeni bir sözleşme üzerinde uzlaşmak için müzakerelere başladılar.

اجْتَمَعَ الْجِيرَانُ لِلتَّفَاهُمِ بِشَأْنِ حُدُودِ الْحَدِيقَةِ.

Komşular, bahçe sınırları konusunda uzlaşmak için bir araya geldiler.

İlişkili Kelimeler