كَانَتْ هُنَاكَ أَشْجَارٌ وَزُهُورٌ عَلَى طُولِ الطَّرِيقِ، وَكَانَ الْمَنْظَرُ جَمِيلاً لِلْغَايَةِ.
Yol boyu ağaçlar ve çiçekler vardı, manzara çok güzeldi.
كَانَتْ هُنَاكَ أَشْجَارٌ وَزُهُورٌ عَلَى طُولِ الطَّرِيقِ، وَكَانَ الْمَنْظَرُ جَمِيلاً لِلْغَايَةِ.
Yol boyu ağaçlar ve çiçekler vardı, manzara çok güzeldi.
غَنَّيْنَا وَاسْتَمْتَعْنَا طِوَالَ الرِّحْلَةِ.
Yol boyu şarkı söyledik ve eğlendik.
تُوجَدُ مَحَطَّاتُ وَقُودٍ وَمَرَافِقُ اسْتِرَاحَةٍ عَلَى امْتِدَادِ الطَّرِيقِ.
Yol boyu benzin istasyonları ve dinlenme tesisleri bulunmaktadır.