يَقَعُ الْمَتْحَفُ بَيْنَ مَحَطَّتَيِ الْقِطَارِ الرَّئِيسِيَّتَيْنِ فِي الْمَدِينَةِ.
Müze, şehirdeki iki ana tren istasyonu arasında yer almaktadır.
يَقَعُ الْمَتْحَفُ بَيْنَ مَحَطَّتَيِ الْقِطَارِ الرَّئِيسِيَّتَيْنِ فِي الْمَدِينَةِ.
Müze, şehirdeki iki ana tren istasyonu arasında yer almaktadır.
بَيَّنَ الفِيلْمُ الوَثَائِقِيُّ مُعَانَاةَ اللَّاجِئِينَ.
Belgesel film mültecilerin çektiği sıkıntıları gösterdi.
açıklamak, netleştirmek
تُظْهِرُ الْأَدِلَّةُ بِشَكْلٍ بَيِّنٍ أَنَّ الْمُتَّهَمَ مُذْنِبٌ.
Deliller, sanığın suçlu olduğunu bariz bir şekilde gösteriyor.
ayan, vazıh