لَا حَرَجَ فِي أَنْ تَسْأَلَ إِذَا لَمْ تَفْهَمْ.
Anlamazsanız sormanızda bir sakınca yok.
لَا حَرَجَ فِي أَنْ تَسْأَلَ إِذَا لَمْ تَفْهَمْ.
Anlamazsanız sormanızda bir sakınca yok.
شَعَرْتُ بِالْحَرَجِ عِنْدَمَا نَسِيتُ اسْمَ صَدِيقِي.
Arkadaşımın adını unutunca büyük bir mahcubiyet duydum.
وَقَعَ فِي حَرَجٍ كَبِيرٍ أَمَامَ ضُيُوفِهِ.
Misafirlerinin önünde zor duruma düştü.
utanış, utanma
حَالَةُ المَرِيضِ حَرِجَةٌ، وَالأَطِبَّاءُ يَبْذُلُونَ قُصَارَى جُهْدِهِمْ.
Hastanın durumu kritik, doktorlar ellerinden geleni yapıyorlar.