حَمَلَ الرَّجُلُ الْحَقَائِبَ الثَّقِيلَةَ إِلَى السَّيَّارَةِ.
Adam ağır çantaları arabaya taşıdı.
حَمَلَ الرَّجُلُ الْحَقَائِبَ الثَّقِيلَةَ إِلَى السَّيَّارَةِ.
Adam ağır çantaları arabaya taşıdı.
سَأَحْمِلُ هَذِهِ الْهَدِيَّةَ إِلَى بَيْتِ جَدَّتِي غَدًا بَعْدَ الْمَدْرَسَةِ.
Bu hediyeyi yarın okuldan sonra babaannemin evine götüreceğim.
hamletmek
تَتَطَلَّبُ عَمَلِيَّةُ الْحَمْلِ مُتَابَعَةً دَقِيقَةً لِلْأُمِّ وَالطِّفْلِ.
Hamilelik süreci, anne ve bebek için dikkatli bir takip gerektirir.
gebelik, götürme, taşıyış, taşınım
كَانَ الْحِمْلُ ثَقِيلاً جِدّاً عَلَى ظَهْرِ الْجَمَلِ فِي الصَّحْرَاءِ الْوَاسِعَةِ.
Yük, çölde deve sırtında çok ağırdı.
şelek, hamule
حَمَّلَ الْعَامِلُ الصَّنَادِيقَ عَلَى الشَّاحِنَةِ.
İşçi sandıkları kamyona yükledi.
tahmil etmek
فِي الرَّبِيعِ وَلَدَتِ النَّعْجَةُ حَمَلًا صَغِيرًا فِي مَزْرَعَةِ جَدِّي.
İlkbaharda koyun, dedemin çiftliğinde küçük bir kuzu doğurdu.