الشُّعُورُ بِالْخَوْفِ طَبِيعِيٌّ فِي الْمَوَاقِفِ الْخَطِيرَةِ، وَلَكِنْ يَجِبُ التَّحَكُّمُ فِيهِ.
Korku hissi tehlikeli durumlarda normaldir, ancak kontrol altında tutulmalıdır.
الشُّعُورُ بِالْخَوْفِ طَبِيعِيٌّ فِي الْمَوَاقِفِ الْخَطِيرَةِ، وَلَكِنْ يَجِبُ التَّحَكُّمُ فِيهِ.
Korku hissi tehlikeli durumlarda normaldir, ancak kontrol altında tutulmalıdır.
أَعْرَبَتِ الْأُمُّ عَنْ خَوْفِهَا الشَّدِيدِ عَلَى مُسْتَقْبَلِ أَبْنَائِهَا فِي ظِلِّ الظُّرُوفِ الصَّعْبَةِ.
Anne, zor koşullar altında çocuklarının geleceği için büyük endişe duyduğunu ifade etti.
haşyet, perva, ürkeklik, ürkme, ürküntü, ürküş, tırsma, korkuş
خَوَّفَ الصَّوْتُ الطِّفْلَ.
Ses çocuğu korkuttu.
تَحَدَّثَ الرَّئِيسُ بِصَوْتٍ عَالٍ لِتَخْوِيفِ الْمُوَظَّفِينَ.
Patron, çalışanları yıldırmak için yüksek sesle konuştu.
irkiltmek, panikletmek, telaşlandırmak, çekindirmek