نَسِيَ أَنْ يَذْكُرَ هَذَا الْمَوْضُوعَ فِي تَقْرِيرِهِ، هَذَا نَقْصٌ.
Raporunda bu konudan söz etmeyi unutmuş, bu bir eksiklik.
نَسِيَ أَنْ يَذْكُرَ هَذَا الْمَوْضُوعَ فِي تَقْرِيرِهِ، هَذَا نَقْصٌ.
Raporunda bu konudan söz etmeyi unutmuş, bu bir eksiklik.
ذَكَرَ الْمُدِيرُ فِي الِاجْتِمَاعِ أَهَمِّيَّةَ تَطْوِيرِ مَهَارَاتِ الْمُوَظَّفِينَ بِاسْتِمْرَارٍ
Müdür toplantıda çalışanların becerilerini sürekli geliştirmenin öneminden bahsetti.
ذَكَرَ لِلشُّرْطَةِ مَا يَعْرِفُهُ عَنِ الْحَادِثِ.
Olayla ilgili bildiklerini polise dile getirdi.
Ayrıca: değinmek, zikretmek, hatırlamak
laf etmek, irat etmek, eyitmek
فِي نِهَايَةِ الْحَفْلِ، شَكَرَ الْمُدِيرُ الطُّلَّابَ، وَكَانَ ذِكْرُ اسْمِ الْمُعَلِّمِ الْقَدِيمِ مُفَاجَأَةً لِلْجَمِيعِ.
Törenin sonunda müdür öğrencilere teşekkür etti, eski öğretmenin adının anılması herkes için bir sürprizdi.
كُلَّ صَبَاحٍ يَجْلِسُ جَدِّي بَعْدَ الصَّلَاةِ فِي الْبَيْتِ وَيَقُومُ بِالذِّكْرِ بِصَوْتٍ هَادِئٍ.
Dedem her sabah namazdan sonra evde oturur ve alçak bir sesle zikir yapar.
bahsetme, anılma, söylenilme, bahsediş, bahsediliş, virt, anılış, zikredilme, zikretme, zikrolunma, zikrediliş, zikrediş, bahsolunma, bahsedilme
وَلَدَتِ الْقِطَّةُ ذَكَرًا وَأُنْثَى.
Kedi bir erkek ve bir dişi yavru doğurdu.
الذَّكَرُ هُوَ عُضْوٌ مَوْجُودٌ فِي الذُّكُورِ.
Erkeklik organı, erkeklerde bulunan bir organdır.
er kişi, çük, fallus, pipi
أَرَدْتُ أَنْ أُذَكِّرَكَ بِهَذَا الْمَوْضُوعِ مَرَّةً أُخْرَى.
Sana bu konuyu tekrar hatırlatmak istedim.
تُذَكِّرُنِي هَذِهِ الْأُغْنِيَةُ بِالْأَيَّامِ الْجَمِيلَةِ الْقَدِيمَةِ، وَأَنَا أَتَأَثَّرُ جِدًّا.
Bu şarkı bana eski güzel günleri anımsatıyor, çok duygulanıyorum.
aklına getirmek, hatırına getirmek