ذَهَبَ

يَذْهَبُ، ذَهَاب
Aynı yazılan 2 kelime daha

ذَهَبَ أَخِي إِلَى الْمَدْرَسَةِ مَعَ أَصْدِقَائِهِ فِي الصَّبَاحِ.

Kardeşim sabah arkadaşlarıyla birlikte okula gitti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler

ذَهَب

اِشْتَرَتْ أُمِّي قِلَادَةَ ذَهَبٍ جَدِيدَةً بِمُنَاسَبَةِ عِيدِ مِيلَادِهَا.

Annem doğum günü için yeni bir altın kolye satın aldı.

لَبِسَتِ الْعَرُوسُ الذَّهَبَ فِي يَدَيْهَا وَعُنُقِهَا يَوْمَ زِفَافِهَا، وَكَانَ الْجَمِيعُ يَنْظُرُونَ إِلَيْهَا.

Gelin düğün günü ellerine ve boynuna ziynet taktı, herkes ona bakıyordu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler

ذَهَّبَ

يُذَهِّبُ، تَذْهِيب

ذَهَّبَ الْفَنَّانُ التِّمْثَالَ بِأَوْرَاقِ الذَّهَبِ.

Sanatçı, heykeli altın varaklarla varakladı.