رَكِبَ الْمُسَافِرُ الْحَافِلَةَ مُتَّجِهًا إِلَى الْمَدِينَةِ الْمُجَاوِرَةِ.
Yolcu, komşu şehre gitmek için otobüse bindi.
رَكِبَ الْمُسَافِرُ الْحَافِلَةَ مُتَّجِهًا إِلَى الْمَدِينَةِ الْمُجَاوِرَةِ.
Yolcu, komşu şehre gitmek için otobüse bindi.
رَكِبَ رَأْسَهُ وَرَفَضَ أَنْ يَسْمَعَ النَّصِيحَةَ.
İnat etti ve öğüt dinlemedi.
رَكَّبَ الفَرِيقُ الهَنْدَسِيُّ الجِسْرَ الجَدِيدَ خِلَالَ فَتْرَةٍ قَصِيرَةٍ.
Mühendislik ekibi, yeni köprüyü kısa sürede kurdu.
رَكَّبَ المِيكَانِيكِيُّ قِطَعَ الغِيَارِ الجَدِيدَةَ في السَّيَّارَةِ بَعْدَ فَحْصِهَا.
Tamirci, kontrol ettikten sonra yeni yedek parçaları arabaya taktı.
terkip etmek
فِي مَوْسِمِ الْحَجِّ، انْطَلَقَ رَكْبٌ كَبِيرٌ نَحْوَ مَكَّةَ الْمُكَرَّمَةِ.
Hac mevsiminde Mekke'ye doğru büyük bir kervan yola çıktı.
kortej