السِّحْرُ وَالشَّعْوَذَةُ مُحَرَّمَةٌ فِي الدِّينِ الْإِسْلَامِيِّ.
Büyü ve sihirbazlık İslam dininde haramdır.
السِّحْرُ وَالشَّعْوَذَةُ مُحَرَّمَةٌ فِي الدِّينِ الْإِسْلَامِيِّ.
Büyü ve sihirbazlık İslam dininde haramdır.
عِنْدَمَا كُنْتُ صَغِيراً، كُنْتُ أَعْشَقُ عُرُوضَ السَّحَرَةِ.
Küçükken sihirbazların gösterilerine bayılırdım.
كَانَ صَوْتُ الْمَرْأَةِ يَأْسِرُ كُلَّ مَنْ يَسْتَمِعُ إِلَيْهِ بِسِحْرٍ.
Kadının sesi, dinleyen herkesi bir efsun altına alıyordu.
tılsım, füsun, büyücülük, sihirbazlık, efsunlama, afsun, afsunculuk, cincilik, büyülülük, cazibedarlık, cazibelilik, efsunculuk, albeni, çekicilik, cazibe, afsunlama, büyüleme, büyüleyiş, teshir, sihirlilik
لَقَدْ سَحَرُوهُ وَانْقَلَبَتْ حَيَاتُهُ رَأْساً عَلَى عَقِبٍ.
Ona büyü yaptılar ve hayatı alt üst oldu.
büyülemek, teshir etmek, efsunlamak, afsunlamak, meftun etmek
يُعْتَقَدُ أَنَّ الصَّلَوَاتِ الَّتِي تُقَامُ في السَّحَرِ مَقْبُولَةٌ.
Seherde yapılan duaların kabul olduğuna inanılır.