أُصِيبَ اللَّاعِبُ بِشَرْخٍ فِي عَظْمِ السَّاقِ خِلَالَ الْمُبَارَاةِ.
Oyuncu maç sırasında bacak kemiğinde bir kırık yaşadı.
أُصِيبَ اللَّاعِبُ بِشَرْخٍ فِي عَظْمِ السَّاقِ خِلَالَ الْمُبَارَاةِ.
Oyuncu maç sırasında bacak kemiğinde bir kırık yaşadı.
ظَهَرَ شَرْخٌ صَغِيرٌ فِي الْجِدَارِ بَعْدَ الزِّلْزَالِ الَّذِي ضَرَبَ الْمَدِينَةَ بِقُوَّةٍ.
Şehri şiddetle vuran depremden sonra duvarda küçük bir çatlak belirdi.
لَاحَظْتُ شَرْخًا عَمِيقًا فِي الْأَرْضِ بَعْدَ الْفَيَضَانِ الْكَبِيرِ الَّذِي اجْتَاحَ الْمِنْطَقَةَ.
Bölgeyi kasıp kavuran büyük selden sonra yerde derin bir yarık fark ettim.
cızık
شَرَخَتِ الكُرَةُ زُجَاجَ النَّافِذَةِ.
Top pencere camını çatlattı.