ضَعِيف

هُوَ شَخْصٌ ضَعِيفٌ لَا يَقْدِرُ عَلَى حِمَايَةِ نَفْسِهِ.

O, kendini koruyamayan zayıf bir kişidir.

كَانَ صَوْتُهُ ضَعِيفًا لِأَنَّهُ كَانَ مَرِيضًا جِدًّا.

Çok hasta olduğu için sesi güçsüzdü.

كَانَ الْمَطَرُ ضَعِيفًا جِدًّا لِدَرَجَةِ أَنَّنَا لَمْ نَضْطَرَّ إِلَى اسْتِخْدَامِ الْمَظَلَّاتِ.

Yağmur o kadar hafifti ki şemsiye kullanmak zorunda kalmadık.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler